Fatma Şahin

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin 16 Nisan’da yapılacak Refarandum öncesi Meral Ay’ın hazırlayıp sunduğu ve 8 radyoda ortak yayınlanan programa konuk olarak “Neden Evet” sorusunun cevabını Gaziantepli vatandaşlarına anlattı. 15 yıl boyunca şahsı için Ankara’dan hiç bir talepte bulunmadığını ve ne istediyse ne yaptıysa şehri için yaptığını ifade eden Başkan Fatma Şahin; “Şehrim için canımı bile veririm” dedi. CUMHURBAŞKANI GAZİANTEP İÇİN NE DEDİ? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 10 gün önce Ankara’da beraber olduğunu belirten Başkan Fatma Şahin şehrin ihtiyaçlarının karşılanması konusunda kesin talimat aldığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine; “Gaziantep bizim için çok kıymetli. Şehrin ihtiyaçları, talepleri, yatırımları konusunda ne yapılması gerekiyorsa bunu yapalım. Biz sizi sürekli destekleyeceğiz’ demesinin ardından çok mutlu olduğunu dile getirdi. 18 MİLYON TL GAZİANTEP’E GELECEK 18 Milyon TL’lik Kuveyt fonunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı üzerine Gaziantep’e geleceğini ve bu sayede bir çok projeyide gerçekleştireceklerinin altını çizen Başkan Fatma Şahin; Cumhurbaşkanımız 18 milyon Tl Kuveyt fonunu Gaziantep’e gelme talimatını verdi. İmza töreni yaptık. Turizm Meslek Yüksek okulunun yanında yaklaşık 10 dönüm ormanın içerisinde bir arazimiz var. Bu para ile Engelli Rehabilitasyon Merkez yapıyoruz. 400 engelli gelecek burada rehabilite olacak. Şehir olarak iddialıyız. Engelli dostu kentiz. Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Başbakanımız, hükümetimizin her bir üyesi ‘Şehir çok destek oldu bize’ diyorlar. ‘Gaziantep ensar, iyilik şehri, kucağını açtı, kardeşlik sofrasını açtı bizde bütün imkanları pozitif ayrımcılık yapalım şehrin ihtiyaçlarını devlet yatırımlarını güçlendirelim’ talimatı üzerine metro onayı aldık. Büyük bir yatırım. Şu anda bin 700 yataklı şehir hastanesi çok hızlı bir şekilde yapılıyor. 3 milyon yolcusu olan havaalanına 10 körüklü yeni ek bina yapılıyor. Dönemimizde çok ciddi devlet desteği geldi. 3 yılda bu kadar zorluğa rağmen bu yapılabiliyorsa bunun Türkiye’de de yapıldığı yeni bir döneme başladığımızda kimse bizi durdurmayacak. Hiç kimse kişi başına düşen milli gelirimizi hızlı bir şekilde 25 bin dolara çıkardığımız zaman ne darbe kalacak, ne koalisyon kalacak bölgede yaşananlardan dolayı artık gönlümüz yoruldu. Halkımızın sandığa giderken vicdanına giderken çok güveniyorum. Bu şehrin bir ihtiyacı varsa bunlar biliyorlar ki Fatma Şahin söylüyorsa şehir menfaati, ülke menfaati vardır. Asla şahsımız kendi bireysel makamımız için hiçbir talepte bulunmayınca ben bunu söylediğim zaman karşı taraf çok dikkatli dinliyor birçok zorluğu aşıyor ve sonuçlandırıyor. Bu büyük bir itibar. Bu itibar şahsıma duyulan bir itibar değil şehre duyulan bir itibar. SIRTIMIZDA YUMURTA KÜFESİ VAR 16 Nisan’da yapılacak olan referandum çalışmaları hakkında bilgi veren Şahin, “Referandum bundan sonraki süreçte çıkacak sonuçla beraber ne yapmak istiyoruz? Ülke yaşanan sorunları çözüm kapasitesini nasıl geliştirecek? Bunu çok iyi anlamak ve anlatmak gerekiyor. Yerel yönetimlerde bir Gaziantep modeli oluşturduk. Kaostan, darbeden beslenen bir sistem var. Her on yılda oluşan bir darbe var. Bu darbe oluşsun diye çalışan da bir sistem var. Çift başlılıktan beslenen bir sistem var. Dolayısıyla darbeden beslenen bu anayasal yapı bize şu anda dar geliyor. Ulaşmak istediğimiz hedeflere karşı ayağımızda pranga oluşturuyor. Sırtımızda yumurta küfesi var. Oysa bizim hızlı büyümemiz lazım. Gaziantep'te bu kadar sıkıntıya rağmen nasıl ki devletin en büyük yatırımlarını getirmek için mücadele ediyorsak aynı mantığın bütün Türkiye'de dönüşmesi gerekiyor. Vesayet sisteminin bir an önce bitmesi, hakimiyetin gerçekten kayıtsız şartsız milletin olduğu yeni bir sisteme geçmek gerekiyor. Aslında bunların hepsi varmış gibi görünüyor. Bu bölge özellikle Türkiye'nin jeopolitik durumuna baktığınız zaman birileri buraya sürekli hükmetmek istiyor. Yerli ve milli bir duruşu olan bir yönetim anlayışının daha da güçlenmesi ve bütün vesayetlerden kurtulması için referandumda çok güçlü bir evet bekliyoruz” dedi. TEK ADAMLIK ÜZERİNDEN ALGI OPERASYONU YAPILIYOR Çok ciddi bir algı operasyonu yapıldığını belirten Şahin, “2007'yi hatırlayıp 367'ye bakmamız lazım. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmemesi için parlamentoda Kanadoğlu'nun başını çektiği bir ekip 367 krizi çıkardı. Bu kriz çıkmamış olsaydı halk cumhurbaşkanını seçme konusunda ilk referandumunu başlatmamış olsaydı bugün bunların hiçbirini konuşmayacaktık. 367 krizini çıkaran zihniyet şimdi diktatörlük ve tek adamlık üzerinden başka bir algı operasyonu yapıyor” dedi. VERİLEN YETKİLER ŞUAN ANAYASADA MEVCUT Mevcut sistemin çift başlı sistem sorununa gebe olduğuna değinen Şahin, “1980 yılında her cumhurbaşkanlığı seçimi bir kaosun alt yapısı oldu. 105 oturumda cumhurbaşkanı seçilemedi. Ve Kenan Evren'in yönetime el koyması için yönetilemeyen bir ülke var deyip bunun üzerine oluşturdular. Kenan Evren geldiğinde başbakan olarak devam etmek istese ona göre bir anayasal altyapı oluşturulacaktı. Ama Evren cumhurbaşkanı olmak istedi. Bütün anayasal yetkiler verildi. Şu anda cumhurbaşkanına verilen yetkilerin hepsi şu anda anayasada mevcut. Ancak bu kadar güçlü cumhurbaşkanı varken sorumluluğu yok. Denetimi yok. Yalnızca bir maddede vatana ihanetten yargılanabileceği söyleniyor. Vatana ihanet suçunu 1990 yılında kaldırmışız. O yüzden bu kadar çelişkilerin yaşandığı bir şeyin içinde bizim yeni bir şey dememiz lazım” dedi. HERKES KENDİ İŞİNİ YAPSIN Şahin, “Son 3 yıldır yaşadığımız coğrafyadan, sınırdan kaynaklanan sıkıntılara rağmen biz bin 27 projenin 900’nü nasıl gerçekleştirdik? Eğer bütçemizi ayarlayabilirsek projelerimizi çok hızlı bir şekilde çıkarabiliyoruz. Bu modelin Türkiye'ye geçmesi ve yürütmenin güçlenmesi gerekiyor. Yürütmede güçlü bir vesayet var. Bürokratik, ekonomik ve askeri vesayet var. Yasamanın gerçekten kendi işini yapması lazım. Şu anda kanun teklifini yasama yapmıyor. Yürütme hazırlıyor yasama sadece onaylıyor. Biz herkes kendi işini yapsın istiyoruz” dedi. MECLİS KENDİ İŞİNİ, YÜRÜTME KENDİ İŞİNİ YAPSIN Yasamanın güçlendiğini belirten Şahin, “Meclis kendi işini yapacak. Biz meclisin sadece onay makamı olsun istemiyoruz. Meclis kendi işini, yürütme kendi işini yapsın. Biz bunlar üzerinde yeni bir model oluştururken tam bir fitne çalışıyor. Tek adamlık meclisi feshedecek diyorlar. Aslında anayasa hukukçuları bunun böyle olmadığını söylüyor. Fesih yok. Eğer bir kriz varsa karşılıklı olarak cumhurbaşkanı ve meclis kendini yenileyecek. Yeniden seçim yapılacak. Bu bir yenileme kararı. Milletin hakem olduğu bir sistemde bunların hiçbiri söz konusu olmayacak” dedi. SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR İKİZ KARDEŞ Şahin, “Hayır çıktığı zaman bir şey değişmeyecek diyorlar. Siyasi ve ekonomik istikrar ikiz kardeş. Şu anda siyasi istikrar üzerine giden bir yapı var. Hayır çıktığında kamuoyundan halk desteği bitmiştir, yeniden seçime gidilmesi gerekir diyen yeni bir dönemin başlangıcı olacak 17 Nisan. Bunu çok tehlikeli buluyorum” dedi. GÜÇLÜ EVET İLE DEVAM ETMELİYİZ Şahin, “16 Nisan güçlü bir 'Evet'le siyasi istikrarın sağlandığı bir dönemin sigortası olacak. 'Evet' çok az bir farkla bile geçecek olsa bunun üzerinden kaos oluşturacaklar. Darbelerin bittiği bir Türkiye için güçlü bir evetle yolumuza devam etmeliyiz” dedi. AB KENDİ İÇİNDE ÇOK SORUNLU 2008'den beri Erdoğan fobisi oluşmaya başladığını belirten Şahin, “Bunu iyi anlamak lazım. Erdoğan'a karşı güçlü bir lobi oluştu. 2008'de dünyada büyük bir kriz oldu. Güçlü liderlik sorunuyla karşı karşıyayız. Batı medeniyetinin tamamen para üzerine, ekonomik kalkınma üzerine koyduğu sistemde insani bakışı yok ettiği için dünya barışının tehlikeye girdiği bir dönemi yaşıyoruz. Çok net bir şekilde dünyada liderlik sorunu var. AB kendi içinde çok sorunlu. O yüzden bu yaşanan adaletsizliklere karşı güçlü bir lider olan Recep Tayyip Erdoğan'ın çok net bir duruşu var. 'Dünya beşten büyüktür' diyor. Bundan rahatsız oluyor. Çünkü 'Kral çıplak' diyor. Kimse 'Kral çıplak' densin istemiyor” dedi. AB BİZİ TEBRİK ETMEDİ Şahin, “2008 yılında kriz olduğunda biz teğet geçtik. Dünyada küçülme başladığında en fazla büyüyen 2-3 ülkeden birisi olduk. 2013'de faizler dip yaptı. Tek haneye düştü. Projeler hızlı bir şekilde gelişti. En gelişmiş on ülkeyle aramızdaki fark hızla kapanmaya başladı. Kişi başına milli gelirimiz 10-12 bin doların üzerine çıktı. 15 bin doların üzerine çıkmak için hedef koyduğumuzda birkaç ağaçla, Gezi'yle başlayan bir kaos operasyonu başladı. Bunu sadece Türkiye'de değil gelişmekte olan bütün ülkelerde yaptılar. Brezilya'da yaptılar ve başardılar. Kısmen Meksika'da yaptılar ve başardılar. Amaçları gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin arasındaki makas farkını sürekli açık tutmak. Sürekli emir verilen ve borç verilen bir sistemi kurmak istiyorlar. Daha sonra 17-25 Aralık ile devam etti bu süreç. Bizim en güçlü olduğumuz taraf bankacılık sistemiydi. Halk Bankası üzerinden orayı çökertmeye çalıştılar. Arkasından MİT başkanını tutuklama kararı ve en derin olan ve 15 Temmuz'da 80 milyon insanın hayatını ilgilendiren bir dış operasyonun olduğunu gördük. FETÖ dediğiniz bir kukla sistemin içerisinde, uluslararası boyutta bir çok istihbari alt yapının kullanıldığı bir kuklanın aslında ülkeye nasıl zarar verdiği görülen bir gece oldu. Altın nesil diye milletin kutsalları üzerine oluşturulan bir sistemin nasıl hain bir nesile dönüştürüldüğünü herkes o gece gördü ve onlarca şehidimiz ve onlarca gazimizle çok yüksek bir bedel ödedik. Ama AB'den hiçbir heyet bizi tebrik etmedi. Bir kafa karışıklığı oldu” dedi. ERDOĞAN'DAN SONRASI İÇİN İSTİYORUZ Şahin, “Ak Parti tabanında 'Erdoğan'dan sonra ne olacak?' diye bir kafa karışıklığı oluşturuluyor. Biz de diyoruz ki, 'Asıl Erdoğan'dan sonra lazım' bu bize. Bu sistemin zayıf halkaları hâlâ var. Cumhurbaşkanımız ve başbakanımız gibi güçlü kişilikler olmasa darbe gerçekleşmiş olacaktı. Biz Tayyip Erdoğan'dan sonra bu sistemin güçlü bir şekilde hayata geçmesini istiyoruz.” MECLİS ÇOLUK ÇOCUĞA KALACAK DİYORLAR Kadın haklarının yüz yıllık bir geçmişi var. Mustafa Kemal Atatürk meclisi kurarken yüzde 4 kadınlara haklar verdi. Yüz yıl sonra yüzde 4'ü yüzde 14'e getirebildik. Şimdi zannediyorlar ki 18 yaş hakkı verildiği zaman meclise çoluk çocuk dolacak. 2 sene sonra emekli olacak. Vallahi billahi yalan. Bazen kendinizi ne kadar karşıdakinin yerine koyarsanız koyun başarılı olamıyorsunuz. O yüzden masada kadın bakışı, genç bakışı lazım. Kararların bu bakışlara göre alınması lazım. 105 ülkede hem seçme hem de seçilme hakkı 18 yaşa verilmiş. Biz de seçiyor ama seçilemiyor. Bizce genç bakış önemli. Temsilde adalet lazım. Bu bir zenginliktir. TEMSİLDE ADALET İÇİN VEKİL SAYISI ARTMALI Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'e baktığınız zaman, Menderes ve Özal dönemlerine baktığınız zaman ortalama 450 ile 550 arası milletvekili ile temsil edilmiş. Ama o zamanki yani 1950'li yıllardaki nüfusumuza bakıldığı zaman toplam 25 milyonun temsili 400-450 milletvekili ile oluşmuş. Ama üzerinden 80 yıl geçmiş. Şu an 80 milyon nüfusumuz var. Almanya da şu an 80 milyon ama 620 milletvekili var. Bu bilimsel bir çalışma. Temsilde adalet için vekil sayısının artması gerekiyor. BU BENİM SINAVIM Zor bir dönemde göreve geldiğini belirten Şahin, “Bu benim sınavım. Ben hayatım boyunca hiçbir zaman hiçbir şeyi kolay elde etmedim. Hep tırnaklarımla çok çalışarak, hep milletin gücünü duasını arkama alarak bugünlere kadar geldik. 3 yıldır 4 seçim, 2 patlama, bir darbe geçirdik. Bir belediye başkanının beklentisi ve yapılması gerekenden çok daha büyük sorumluluk almak durumunda kaldık. Sınırımızda Fırat Kalkanı Harekatı’nın bütün lojistik desteğini Cerablus’a biran önce mülteciler dönsün diye buraya destek verdik. Bu dönemde bu kadar zorluklara rağmen halkımıza verdiğimiz sözleri ya bitirdik ya başladık. Dönemimizde devlet yatırımlarının en büyükleri buraya gelmeye başladı. Şuanda TOKİ’nin en büyük projesi Kuzey Antep projesi Gaziantep’te devam ediyor. 3 bin konutumuz hızlı bir şekilde yapılıyor. 50 bin konut içinde bir şehir planlaması yapılıyor. Organizede 150 bin işçimizin çalıştığı yerde onların daha iyi şartlarda yaşaması için yeni bir şehir kuruyoruz. Su meselesi en hayati mesele 120 kilometreden su getirirken 3 fazda getiriyorduk ve halkımızdan topladığımız su paralarının 4’de birini de elektrik parası olarak ödüyorduk. Bu ne anlama geliyor. Suyun pahalı olması anlamına geliyor. Suyu getirmenin maliyeti çok yüksek. Sayın Başbakanımız Gaziantep’e verdiği önemden dolayı Gaziantep’e Düzbağı Barajı’nın temelini atmaya geliyor. Niye önemli. Devlet Su İşleri’nin Melen’den sonra en büyük projesi bu. 120 kilometreden 4 tünelden çok büyük bir devlete yatırımı olacak. Maliyeti eski para ile bir kattrilyon. Su alt yapısını oluşturamayan bir belediye diğer işlerde ne kadar başarılı olursa olsun bu sıfırın yanında bir gibidir. 20 ay sonra halkımız daha ucuz ve daha kaliteli suyu içecek. Bu çok önemli bir çalışma. Baraj bitsin suyun birim fiyatını aşağıya çekeceğim. Yüzde 25 suyu ucuzlatacağım. Hem de cebimde 100 trilyon para kalacak çünkü elektrik parası ödüyorum. Bu ne demek benim bu şehre bir yılda 5 kavşak yapmam demek. Sonuçta biz parayı, insanı iyi yönetmezsek bu hizmetleri yapamayız. HANIMLAR HUZURLU VE MUTLU İSE O ZAMAN ŞEHİR HUZURLU VE MUTLU OLUYOR Şehrin çok güçlü bir toprağı olduğunu belirten Şahin, “Gaziantep hanımları bileğini çok kullanınca tıkanma oluyor. Keçi sütü sağan kadınlar bana ‘Başkanım ölüyoruz. Hepimiz bileğimizden ameliyat olduk’ dediler. Bilim ve Teknoloji çağında biz bu kadınlara niye zulüm ediyoruz. Arkadaşlar bana hemen projeyi getirdiler hem daha hijyen hem daha hızlı bir şekilde oradaki bütün çiftçi kadınlarımızın elindeki bütün keçilerini günlük hızlı, sağlıklı ve kendini yormadan sağacağı bir makinadan bahsettiler. Hemen aldık ve kadınlarımıza hibe ettik. Çok mutlu oldular. Keçi sayılarını arttırdılar hem keçi sütü hem de peynir üretimimiz arttı. Gastronomide hijyen çok önemli elle sağılan değil de makine ile sağılan sütün hijyenik durumu ve sütün sağlıklı bir süt kalitesine ulaşıyor. Bu beraberinde peyniri, beraberinde sağlıklı insanın alt yapısını oluşturuyor. Bir hanımların ailesi ve çocuklarıyla daha çok ilgilenecek zamanı kalıyor. Hanımlar huzurlu ve mutlu ise o zaman şehir huzurlu ve mutlu oluyor çünkü aile çok önemli. Kale içten feth ediliyor. Hanımların yaşam kalitesini yükselttikçe çocuklarımıza ve eşlerimize de hep beraber huzur ve mutluluk getiriyoruz. BENİM ÖNÜMDE HİÇ ROL MODELİM YOKTU Şuanda gücümüzü, enerjimizi birleştirme ve çok güçlü bir şekilde sandıktan milletin iradesini darbelerin, kaosların bittiği ve çift başlılığın bittiği yeni bir yönetime ihtiyacımız olduğu noktada kadınların aklına, duygusal zekasına, sabrına ve anlayışına ihtiyacımız var. Sayın Cumhurbaşkanımızın hep inandığı bir nokta var ve o yüzden de partimizi kurarken de ‘Kale içten feth edilir’ diyerek kadın ve genç ağırlıklı bir oluşum içerisinde bu partimizi kurdu. Hamdolsun bugün 15 yılın sonunda kız çocukları yüzüme bakarken bende belediye başkanı, vekil olabilirim diyerek bakıyor çünkü benim önümde hiç rol modelim yoktu. Şuanda bir rol modeli olmanın büyük onurunu ve şerefini hem yaşıyorum hem yüce mevlama şükrediyorum. Kalan ömrümde de bütün makamların içini doldurmak, eserler üretmek ve dönemimiz bittiği zaman da hayırla yad edilmeyi çok önemsiyorum. Biz enerjimizi bu işe verirken de üzüldüğüm bir nokta var. Fitnede, fesattan beslenen bir insan yapısı var. Maalesef güneş balçıkla sıvanmıyor. Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor. Aslında bu fitne ve fesatı üretenler kendisi yok oluyor. Bir taraftan onlara işimizle, eserlerimizle cevap vermemiz gerekir. Bu şehirde de dedi ki, demiş ki diyen bir grup var. Biz bu kadar çalışırken, çabalarken, bu millet için mücadele ederken birileri şahsımıza, ailemize sürekli fitne çıkarmaya çalışıyor. Onları Allah’a havale ediyorum ama milletimden de halkımdan da doğrunun, iyinin, güzelin çok daha sesli bir şekilde seslendirmelerini hatta asla onlara fırsat vermemelerini özellikle bir kardeşleri olarak istirham ediyorum.