Türkiye’de başkanlık özlemi var

Türkiye’nin güçlenmeye çalıştığı dönemlerde hep sıkıntılar yaşandığına değinen AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, “Tarihe baktığınız zaman gerek yurt içinden gerek yurt dışından hep düşmanlarımız olmuş. Türkiye’yi aşağı çekenler olmuş. Bunu tekrar tekrar görebiliyorsunuz. Sivil hükümetler askeri vesayetler darbe girişimi ile indirilmiş ve sıkıntıya sokulmuş. Bu ülkede görev yapan Başbakanlar, çok önemli devlet adamları, bugün hayatta olmayan birçok insan hep altını çizmiş. Hepsinde Türkiye’de başkanlık özlemi var. Rahmetli Menderes, Özal, Demirel, Erbakan, Türkiye de hep baktığınız zaman başkanlık modelinin var olmasını gerektiği ve mevcut modelin Türkiye’yi taşımadığının belirtilmiş” dedi. Radyo Zeugma ve GRT FM’in ortak yayınında Burak Çepik’in hazırlayıp sunduğu programa konuk olan AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, programda birbirinden önemli açıklamalarda bulundu. Milletvekili Nejat Koçer, programda Türkiye’nin zor bir coğrafyada olduğunu belirterek, “Türkiye dünyanın en zor coğrafyasında yer alıyor. Güçlü olmak zorundayız çünkü bu ülke zor bir coğrafya da. Güçlü olmak zorundayız çünkü Türkiye’nin özellikle yurt dışından gelen başta terör örgütlerine destek veren güçler olmak üzere Türkiye’nin güçlenmesini istemeyenler bu coğrafyada” dedi. BU COĞRAFYADA YAŞAMAK İÇİN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Bu coğrafyada yaşamak için güçlü olmak zorunda olduklarını belirten Koçer, “Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlendiği döneme baktığımızda hep karşımıza birileri çıkmış Türkiye’nin gücünü aşağıya çekmek için ortaya sıkıntılar koymuş ve dolayısı ile gerek yurt içinden gerek yurt dışından hep düşmanlarımız olmuş. Türkiye’yi aşağı çekenler olmuş. Tarihe baktığınız zaman bunu tekrar tekrar görebiliyorsunuz. Tabi içerde çeşitli vesayetler oluşmuş. Sivil hükümetler askeri vesayetler darbe girişimi ile indirilmiş ve sıkıntıya sokulmuş. Bu ülkede görev yapan Başbakanlar çok önemli devlet adamları bugün hayatta olmayan birçok insan hep altını çizmiş Türkiye’de başkanlık özlemi var hepsinde rahmetli Menderes, Özal, Demirel, Erbakan, Türkiye de hep baktığınız zaman başkanlık modelinin var olmasını gerektiği ve mevcut modelin Türkiye’yi taşımadığının belirtilmiş. Evet güçlü olmak zorundayız çünkü bu ülke zor bir coğrafya da. Güçlü olmak zorundayız çünkü Türkiye’nin özellikle yurt dışından gelen başta terör örgütlerine destek veren güçler olmak üzere Türkiye’nin güçlenmesini istemeyenler bu coğrafyada. Daha iyi şartlarda yaşamasını istemeyen güçler var buradan baktığımız zaman olaya daha farklı görebiliriz durumu. Güçlü olmanın temeli bu istikrarı ve ülke yönetimindeki bu yenilikçi düşünceyi hayata geçirmek önümüzdeki yıllarda koalisyonla yönetilmeyi bekleyen bir sistem içerisinde yönetilmeyi bekliyorsak mevcut sisteme devam ederiz koalisyonlar istikrar getirmediğini her zaman gördük. Sadece Türkiye’de değil Dünya’nın bir çok yerinde çok fazla istikrar yok” dedi. GÜNEYDOĞU’DA HENDEKLER KAZILDI Yapılan anket çalışmaları hakkında bilgi veren Koçer, “Biz evet oylarının çok yüksek bir şekilde kabul edileceğini öngörüyoruz. Anketler bunu bu şekilde söylüyor. Sokakta bunu bu şekilde söylüyor, sahada da bunu görüyoruz. Zaten Türkiye 7 Haziran’dan sonra bunu test etti. 7 Haziran ile 1 Kasım tarihleri Türkiye’de bizim anlatmak istediğimiz şeyler. Türkiye’de bir siyasi irade ortaya çıkmadıktan sonra 3 ay içerinde olanları hemen hatırlayalım. Hendekler kazılmaya başlandı. 80 milletvekili kazanan HDP’nin çok önemli bir siyasi başarı olarak görmesi gerekirken tam tersi oldu Güneydoğu’da hendekler kazıldı. Ülkemiz terör ile ilgili kötü süreçler yaşadı. Bir yandan koalisyon arayışları başladı. 45 gün süren bu arayışlar içerisinde Türkiye’de söylenenle liderlerin birbirine ‘Şunu kabul ederim, bunu kabul etmem. Benim ön şartım şudur, senin ki nedir?’ diye söylediler. Yani burada ülke sevgisi ve memleket sevdası ön plana çıkarılmıyor. Böyle bir durum olduğu zaman da partilerin kendi çıkarları ve insanların kendi çıkarları ön plana çıkıyor biz bugün güçlü bir ülkeyiz diyorsak, ülkenin geleceğini düşünüyorsak ve istikrarını istiyorsak bu ülkede güçlü büyük iradenin ortaya çıkması lazım. Değişim kaçınılmaz. Bu değişimi nasıl yapacağız yeni bir model içerisinde, yönetim modeli içerisinde yapacağız. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel esaslarına bağlı kalmak kaydı ile anayasanın değişmez hükümlerine bağlı kalmak kaydı ile yönetim sisteminde bir değişiklik öngörülüyor” dedi. SAYAMAYACAĞIMIZ KADAR TEDBİR ALINDI 16 Nisan tarihinde sandıktan evet çıkması durumunda piyasalardaki değişikliği değerlendiren Koçer, “Referandum sonuçlarını beklemeden hükümetimiz Eylül, Ekim’den bu yana 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan durumu düzelmek açısından çok önemli tedbirler aldılar. Nedir bu tedbirler? Borçların yeniden yapılandırılması, yatırım ortamının iyileştirmesi, istihdam seferberliği, KOSGEB desteği, vergi barışı derken sayamayacağımız kadar tedbir alındı. Bu tedbirlerin hepsi bu ülkenin ihtiyacı olan ve geleceğe taşıyacak tedbirler referandum için alınmış tedbirler değil. Bu ülkenin 15 Temmuz sonrası sıkıntılı dönemin geçiştirilmesi ile ilgili başarılı bir dönem yaşıyoruz. Bir yönden yeni borç yapılanması bir yandan ekonomiye verilen destekler olmak üzere birçok çalışma yapılıyor. Aynı zamanda TBMM bütçe komisyonu sözcüsüyüm. 6 yıldır orada görev yapıyorum. Kanunların yüzde 70’e yakını bizim komisyonumuzdan geçiyor. Son 6 aydan beri kanun fabrikası gibi çalışıyoruz. Her çıkan kanun bir vatandaşımız yarasına merhem oluyor dolayısı ile son aylarda milyonlarca insanımız ilgilendiren çok önemli yasa çalışmalarına imza attık ve hala da meclisimiz çalışıyor. Referandum çalışmaları başladı siyasi iktidar olarak şunu yapabilirdik. Mecliste çoğunluğumuz var meclis çok daha erken kapanır. AK Parti grubu olarak mecliste 317 milletvekilimiz var sahada çok daha etkin çalışmalar yapılabilirdi ama bir yandan yasama sistemi devam ederken ülkenin ihtiyacı olan kanunlar devam ederken diğer yandan da hafta sonları referandum çalışmalarına katılıyoruz” dedi. ALMANYA TÜRKİYE’NİN İYİLİĞİNİ İSTEMİYOR Almanya’nın, Hollanda’nın, İngiltere’nin ortaya çıkarttığı şeyleri Türkiye’nin gelişmesini de Türkiye’de ki bu yeni sistemin engellenmesine yönelik olduğunu belirten Koçer, “Bu durumu herkesin çok iyi algılaması ve çok iyi görmesi gerekiyor. Almanya neden istemiyor? Almanya Türkiye’nin iyiliğini istemiyor önce bir dönüp kendimize soralım Avrupa Türkiye de terörü destekleyen bir ülke Türkiye de ki ekonomik gelişmeleri yakından izleyen gelişmesini ve büyümesini istemiyor bu büyümenin ve güçlenmenin ötesinde yeni bir yönetim sistemi ortaya çıkarıyoruz. Peki o zaman neden itiraz ediyorlar? Çünkü bu yeni sistemde Türkiye’nin güçleneceğini kendi coğrafyasında güçlü olacak ülke de kendileri içinde bir risk oluşturacağını düşünüyorlar. Biz ülkemizin güçlü olmasını istemiyor muyuz?” DEMOKRASİYE KARA BİR LEKE SÜRÜYORLAR Herkesin bu süreci iyi izlemesi gerektiğinin altını çizen Koçer, “10 gündür yaşanan Almanya krizinde her vatandaşımızın haberleri çok iyi izleyip bizim Bakanlarımızın teker teker konuşmalarının neden engellendiğini, Türkiye Cumhuriyeti Bakanlarının ve bize verilmeyen toplantı salonların PKK destekçilerine terör destekçilerine verildiğini çok iyi gözlemlemek lazım. Bu referandum girişinde tüm vatandaşlarımızın dikkatle izlemesi gereken bir olaydır. Sadece buna bakarak bile evet diyebiliriz. Sadece Almanya bizim Bakanlarımızın salonlarının iptal ettiği, elektriklerini kestiği bir ortamda terör destekçilerine verdiği destekleri gördüğüm zaman ben bu işin dışından bile olsam evet derdim. Avrupa’nın kendilerinin bileceği bir durum. Korkacak endişe edecek bir durum yok. Bu bir seçim sırasında oyları etkilemeye yönelik Avrupa’nın Türkiye’deki siyasete karışımıdır. Bizim seçimimize karışmaları söz konusu. Her fırsatta demokrasi havarisi kesenler ve demokrasiyi ön plana çıkarmaya çalışanlar şimdi kendi ülkelerinde bizim Bakanlarımız konuşturmayıp demokrasiye kara bir leke sürüyorlar. Artık perde kalkmış durumda biz dostumuzu düşmanımızı görüyoruz. Türkiye’nin kimler yanında, kimler karşısında Türkiye’nin geleceğini iyi olmasını kim istiyor bütün bunları görüyoruz. Bunları göremeyen vatandaşlarımız var ise tekrar bir daha bakıp incelesinler. Türkiye’ye yapılanları görmek için referandum sürecinde evet demek için bir işarettir. Avrupa’nın Türkiye’ye davranış biçimi iyiliğini ve güçlenmesini istemeyen bir zihniyet var” dedi. CUMHURBAŞKANI YARDIMCILARINI SEÇERKEN HASSAS OLACAKTIR Yeni sistemde Cumhurbaşkanı’nın yardımcıları hakkında da bilgi veren Koçer, “Cumhurbaşkanının yardımcı sayısı birden fazla olacaktır ama bunu abartmamak lazım. Halkın yüzde 69’u ile Türkiye halkının oyu ile Cumhurbaşkanı seçilen bir referandum geçirdi. Daha sonrada Cumhurbaşkanımız yüzde 52 oy ile Cumhurbaşkanı oldu. Halkın yüzde 52’si ile göreve gelmiş bir Cumhurbaşkanının kendi yardımcılarını seçerken ne kadar hassas olacağını halka hesap vereceği noktada ne kadar da titiz davranacağını kabul etmek lazım. Bence bu konuya fazla ehemmiyet vermemek lazım” dedi. MHP İLE UZLAŞMA OLUR Referandum sürecinde MHP’nin de desteklerine değinen Koçer, “MHP ile koalisyon olmaz ama uzlaşma olur. Yeni dönemde evet çıktığı takdirde meclis daha etkin çalışacak kanunlar üzerinde ve meclis çalışmaları içerisinde çok geniş uzlaşmalara ihtiyaç var zaten. Aslında Türkiye ihtiyacını duyduğu bir uzlaşmayı yaşıyor anayasa değişikliği döneminde belki de tarihi bir fırsatı yakaladı yani taban tabana çok yakın dediğimiz partiler bu güne kadar uzlaşma arayışı içerisindelerdi. Bugün çok şükür 18 maddelik pakete uzlaşı sağlandı. Bu uzlaşı inşallah, Türkiye’nin geleceğine, önümüzdeki yıllara, meclis çalışmalarına yansısın. Her şey süratli ve hızlı olsun ülkenin gelişimine katkıda bulunsun. Aslında neden bu iki siyasi parti bir araya geldi diye endişe etmeye gerek yok her bir araya geliş bu ülke için yeni bir kazançtır ve bu uzlaşı da Türkiye Cumhuriyeti tarihinde siyasi tarihi incelediğiniz zaman yapılan en iyi uzlaşılarda bir tanesidir. Bunu çok önemsiyorum” dedi. TÜRKİYE 3 AY İÇERİNDE BÖLGEDE HAKİMİYET KURDU Fırat Kalkanı Harekatı operasyonları hakkında da konuşan Koçer, “IŞID, bir çok ülke tarafından desteklenerek bölgede var olan bir terör örgütü. Türkiye’yi ve sınırlarımızı Gaziantep’i tehdit eden bir tutumu var. Dolayısıyla Gaziantep’te ki 54 vatandaşımızın şehit edilmesinden sonra Cerablus üzerinden Suriye’ye girildi ve daha sonra IŞID’e yönelik operasyonlar derinleştirilerek El-Bab bölgesine kadar inildi. Bütün bunların hepsinin sebebi şu: Gaziantep ve Kilis’in alt tarafında Cerablus’tan Azez’e kadar olan bölümde hem güvenli bölge oluşturmak hem de IŞID terör örgütünü yok etmek. Yani sınırlarımızdan bu tehdidi yok etmek üzere operasyonlar yapıldı. Çok ta başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. 30’a yakın ülkenin destek verdiği ve bugüne kaç yıldır devam eden yalan operasyonlarda hiçbir şey yapılmamış ama Türkiye 3 ay içerinde bölgede hakimiyet kurdu. Türkiye bu anlamda uluslararası bir takdir de aldı silahlı kuvvetlerimizin bu başarısını takdirle karşılıyorum tabii ki bu operasyonlarda şehit olan askerlerimiz oldu onları da burada minnet ve şükranla anıyorum. Gerçekten bu operasyonlar Türkiye’nin kaderi ile İlgili çok önemli. Şimdi o bölgede güvenliğin sağlaması ve terör örgütlerine karşı operasyonların devam etmesi söz konusu. Bu konuda TSK’ya güveniyoruz. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Hükümetimiz bu konuda gereken her türlü tedbiri alıyor. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da Amerika ve Rusya Genelkurmay Başkanları’nın katıldığı toplantıda Türkiye Genelkurmay Başkanımız ev sahipliği yaptı. Bölgede ki operasyonlar masaya yatırıldı ve böyle bir işbirliği böyle bir resim ortaya çıktı. Nedir bu fotoğraf? diyecek olursanız. Bu bölgede Türkiye ile işbirliği olmaz ise bir huzur ortaya çıkmaz. Genelkurmay başkanlarının bu toplantısından sonra bölgede ki güvenlik operasyonları daha koordineli bir şekilde sürdürülebilecek. Tabii ki bizlerde TSK’ya muvaffakiyetler diliyoruz. En kısa zamanda başarılı bir şekilde Türkiye’nin güvenliğini sağlayacaktır. Temennimiz en kısa zamanda yok edilmesi ve ortadan kaldırılması” dedi. ADIM ADIM BİR YERLERE GELİYORUZ Dış politikanın hergün yeniden şekillendiğinin altını çizen Koçer,“Adım adım bir yerlere geliyorsunuz. Türkiye ile Amerika da çok ciddi bir müttefik içerisinde. Bu ilişkiler hergün yeniden şekillenerek yürütülüyor. Türkiye’nin kendi güvenliği kendi şartları ve menfaatleri de ön planda tutularak bu operasyonlar sürdürülüyor. Tabii ki kimsenin şüphesi olmasın Türkiye’nin yüksek menfaatleri noktasında gerek Dışişleri Bakanlığımız gerek hükümetimiz gereken her türlü çaba ve gayreti gösterecektir. Türkiye oyun kurucu olma noktasında sağlam adımlarla ilerliyor. Bu zor ve güçlü olmamız gereken coğrafyada bizim oyun kuruculuğumuz da çok önemli. Başkasının oyununa gelmeden bu bölgede oluşacak yeni şekillenmelerde de ‘Türkiye bende varım benimde sözüm var diyebiliyor’ artık. Çünkü Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi ‘Dünya 5’ten büyüktür’ dedikten sonra tüm ilişkilerde benimde sözüm var, bende buradayım benim coğrafyamda sen binlerce kilometre uzaklıktan gelip bu coğrafyada bir hak iddia ediyorsanız da sınır komşum diyebilecek sözlerimizin olması gerekiyor. Bu noktada dış politikada önümüzde ki günler de Türkiye’nin yükselen bir değer olacağını ben şu an görüyorum Türkiye şu an sözü dinlenen itibar gören sözüne ihtiyaç duyulan bir ülke haline gelmiştir” dedi.