Bir partinin mutfağında anayasa yapılmaz

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, “Anayasaların 80 milyonun tamamını ilgilendiren bunun içinde tamamının görüşünün alındığı sağlıklı tartışmanın yapıldığı, temel ihtiyaçların belirlendiği bir süreçten geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anayasalar bir partinin programı değil. Bir partinin mutfağında anayasa yapılmaz. Hükümetler de anayasa yapamaz. Hükümetler yasa yapar. Anayasaya uygun yasa yapar. Anayasa değişikliği öyle aceleye gelmez” dedi. Radyo Zeugma ve GRT FM’in ortak yayınında Burak Çepik’in hazırlayıp sunduğu programa konuk olan CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, 16 Nisan’da vatandaşların neden hayır oyu kullanması gerektiğine dair açıklamalarda bulundu. BU BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİ Sahadaki atmosfer hakkında bilgi veren Gökdağ, “Ülkemizin, Gaziantep’imizin çok önemli sorunlarının olduğu bir dönemde böyle bir sürece girmeye gerek var mıydı? Ekonomik, siyasal, uluslararası ilişkiler anlamında, Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşadığımız şu günlerde böyle bir rejim değişikliğini, Anayasa değişikliğini halkın gündemine getirmek doğru muydu? Bu bir rejim değişikliği. Esnaf çok sıkıntılı, işsizlik çok yüksek boyutlara varmış. Üniversiteli işsizler daha da yüksek boyutlara varmış. Emekliler geçim derdinde. Çiftçi, köylü perişan. Sanayimiz tarihinin en kırılgan dönemini geçiriyor. Doların olumsuz etkileri her alanda hissediliyor. Terör can yakıcı hale geldi. Terör örgütlerin hain saldırıları toplu katliamlar haline geldi. Suriye’de El-Bab’ta bir savaş içerisindeyiz. Böyle günler de toplum olarak bir araya gelerek ortak aklın devreye girmesi gerekirken şimdi ülkeyi tam da ortadan ikiye bölen bir referandum sürecine gitmek doğru değildi. Üstelik yapılan bu Anayasa değişikliği ile ilgili bu bahsettiğim sorunlarla ilgili bir çözümde yok ortada. Terörü çözen, ekonomiyi, uluslararası iliklilerde sıkıntıları çözen bir anlayış yok. Milletimiz bir tercih yapacak. 16 Nisan’dan sonra yine birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Evet veren de hayır veren de başımızın üstünde yer alan birinci sınıf vatandaştır. Bu bir parti veya kişi meselesi değil. Cumhuriyet mi demokrasi mi yoksa tek adam rejimi mi? b değişiklik ile bu ülkede ne kadar güç, yetki, kudret varsa bunun hepsinin toparlanıp bir kişiye teslim edilmesidir. O kişi kim olursa olsun bu kadar yetki ile donatılması ve üstelik hesap sorulmayan denetimi olmayan freni olmayan yetkilerle donatılması ülkeyi felakete götürür. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmayabilir, Abdullah Gül olabilir, Başbakan Binali Yıldırım değil Ahmet Davutoğlu olabilir, Milletvekili Mehmet Gökdağ olmaz bir başkası olur ama Türkiye Cumhuriyeti bir tane. O olmazsa şöyle olur deme şansımız yok. Ya var ya yok. İşte bu onun oylaması. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, yokluğu oylaması. O nedenle bu işe biz siyasi anlayışı ile bakmıyoruz. Türkiye meselesi olarak bakıyoruz” dedi. BU REJİM TEK ADAMLILIK REJİMİ Bu rejimin tek adamlılık rejimi olduğunu belirten Gökdağ, “Biz bu tek adamlılık rejimini görmedik mi? Gördük. Nerede gördük? Irak’ta gördük. Saddam Hüseyin’de gördük. Bugün Irak parçalara bölünmüş durumda. Saddam Hüseyin’in sonunu herkes biliyor. Nerede gördük? Libya’da gördük. Kaddafi’de gördük. Bugün Libya’nın her tarafı her aşiretin kendi alanını ayrı ayrı hale getirdiği yapılar oluşturuyor. Nerede gördük? Suriye’de gördük. Onunda sıkıntısını ülkemiz yaşıyor. Gaziantep’te çok daha canlı olarak yaşıyor. Tek adam rejimlerinin sonu böyle. Ülkesi de bitmiş, kendisi de bitmiş” dedi. MUSTAFA KEMAL İSTESEYDİ O DÖNEM PADİŞAHIN BÜTÜN YETKİLERİNİ ALAN BİR BAŞKAN OLURDU Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili son günlerde gündemde olan tartışma hakkında konuşan Gökdağ, “Zaten Atatürk o günlerde başkanlık sistemini istemiş olsaydı hiçbir engel yoktu. Atatürk’e arkadaşları tarafından başkanlık o dönemde teklif ediliyor ama o dönemde bu tek adamlık sisteminin ne kadar kötü olduğunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk dile getiriyor ve meclis parlamenter rejimi bu ülkenin Cumhuriyeti’ne egemen kılınıyor. Atatürk iradesini 1923’te belirtmiş. Gazi Mustafa Kemal isteseydi o dönem padişahın bütün yetkilerini alan bir başkan olurdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını böyle akla hayale gelmedik şeylere karıştırmanın alemi yok. Bugün de bizim mücadelemiz o zaten. Bizim mücadelemiz Atatürk’ün bize teslim ettiği Cumhuriyeti korumak. Atatürk bugün de hayatta olsa aynı şeyleri yapardı. ÇOK HAYIRLI BİR İŞ YAPMIŞTIR Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Hayır’ çadırını ziyaret etmesini de değerlendiren Gökdağ, “Evet için çalışan kesim bir gerilim yapma derdinler. Biz CHP olarak bunu çok sakinlikle karşılıyoruz. Çadırı ziyareti sırasında oradaki bir kişiye Cumhurbaşkanı soruyor: ‘Neden hayır diyorsunuz?’ diyor. Bir arkadaşımız da diyor ki ‘Hepimizin Cumhurbaşkanı olasınız’ diye diyor. Yani sadece belli bir yapının, size oy verenlerin Cumhurbaşkanı değil, hepimizin Cumhurbaşkanı olasınız diye hayır verelim diyor. Devlet babadır. Devlet bütün yurttaşlarına eşit yaklaşır. Devlet ayrı, hükümet ayrı. Cumhurbaşkanı herkesin Cumhurbaşkanı olmalı. O nedenle gitmiş çadırı ziyaret etmiştir. Çok hayırlı bir iş yapmıştır. Keşke bu tabloyu geliştirebilsek” dedi. DÜNYA’NIN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR SİSTEM YOK Milletin hukuksuzluğa hayır diyeceğini ve hayırın sonucunun demokrasiye gitmek olduğunu belirten Gökdağ, “Hayır demek bugün ben ülkeme, demokrasime, cumhuriyetime, laikliğime, hukuk devleti anlayışıma sahip çıkıyorum demektir. Keyfilik olursa bu işin nereye varacağı belli olmaz. Herşey bir kişinin iki dudağı arasında. Dünya’nın hiçbir yerinde böyle bir sistem yok. Dünya’daki sistemler bellidir. Parlamenter sistem, yarı başkanlık sistemi, başkanlık sistemi. Şimdi bu hiçbir şeye benzemiyor. Ucube, garip bir şey. Bir kişinin iki dudağı arasına kilitlenen bir yönetim anlayışı. Böyle olunca ne can güvenliğiniz var ne mal güvenliğiniz var. Ne siyasi özgürlük güvenliğiniz var. Bugün yaşıyoruz zaten. Bu anayasa değişikliği ile daha ağır yaşayacağız” dedi. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÖYLE ACELEYE GELMEZ CHP’nin ülkenin yararına olabilecek her şeyde bir araya gelmek istediğini ifade eden Gökdağ, “AK Parti anlayışı sürekli bir dayatma anlayışıyla meclisteki çoğunluğuna güvenerek bir dayatma anlayışını getirip önümüze koymuştur. Bizim parti olarak elbette bir düşüncemiz var ama biz anayasaların toplumsal mutabakat metni olduğunu söylüyoruz. Anayasaların 80 milyonun tamamını ilgilendiren bunun içinde tamamının görüşünün alındığı sağlıklı tartışmanın yapıldığı, temel ihtiyaçların belirlendiği bir süreçten geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anayasalar bir partinin programı değil. Bir partinin mutfağında anayasa yapılmaz. Hükümetlerde anayasa yapamaz. Hükümetler yasa yapar. Anayasaya uygun yasa yapar. Anayasa değişikliği öyle aceleye gelmez. Toplumun rejimini, bir ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiğini ve toplumu bütün dinamik kesimlerinin hangi noktalarda nasıl temsil edilmesi gerektiğini söyleyen, gösteren sınırlar çizen yasalardır” dedi. HUZUR OLMAYAN YERE YABANCI YATIRIMCI GELMEZ AK Parti’nin 15 yıldır tek başına iktidarda olduğunu hatırlatan Gökdağ, “Cumhurbaşkanları kendileri, Başbakan kendiler, bakanlar kendilerinden, valileri kendileri tayin etti, devletin bütün kadrolarını kendileri tayin etti. Alınabilecek bütün kararları tek başlarına aldılar. Sağlayamadılar mı istikrarı? O zaman bu bir itiraf. O zaman biz bu ülkeyi yönetemedik itirafı. Bütün bu yetkiler ellerinde iken tek başlarına 15 yıldan bu yana tek başına iktidarda iken sağlayamadıkları istikrarı nasıl sağlayacaklar? Bütün yetkiyi bana verin. İstikrar o zaman sağlanır. Böyle bir şey mi diyorlar acaba. Bunu söylüyorlar. Bu ülkede muhtarlar seçilirken 4 azasını da biz seçiyoruz. Biz muhtara şunu söylemiyoruz. Muhtar biz seni seçelim sende 4 azanı seç demiyoruz. Onu da biz seçiyoruz. Bunun için vermediğimiz bir yetkiyi 80 milyon için ne diye verelim? Başkan seçeceksiniz. Başkan yardımcısını kendisi seçsin. Kaç tane seçecek belli değil. Ülkenin kaderini ben senin keyfine bırakmak zorunda mıyım. Yarın ne olacağını düşünülen bir ülkede yarın ne olur. Böyle olan bir ülkede ne huzur olur, ne istikrar olur ne de ekonomik anlamda canlılık olur. Huzur olmayan yere yabancı yatırımcı gelmez. Biz hukuk devletinden yana mı olacağız keyfilikten yana mı olacağız. Bir günde ülkenin değişiklik yerlerinde özerk bölgeler oluşturdum bir federal sisteme doğru gidiyorum derse. Yapmaz. Ya yaparsa. Garanti hukuk devletidir” dedi. BİZ BU ÜLKEYİ KİMSENİN KEYFİNE BIRAKAMAYIZ Devletin hızla sona doğru gittiğini iddia eden Gökdağ, “Bütün kurumlarımız yozlaştı. Bütün kurumlar ehil olmayanların elinde. Geçmişte bu ülkenin vatandaşlarının emekleriyle biriktirdiği bütün servetler telef edildi. Bütün zenginliklerimiz satıldı. Ordunun ne hale getirildiğini görüyorsunuz. İbni Haldun sanki bugünü tarif etmiş. Bu gerçeği görmeliyiz ve ülkemize, cumhuriyetimize, demokrasiye sahip çıkmalıyız. Türkiye bir tane. Biz bu ülkeyi kimsenin keyfine bırakamayız. Hayırlısı ile hayır diyeceğiz” dedi.