BAHAR GELİYOR

AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel, Radyo Zeugma ve GRT FM’de Meral Ay’ın hazırlayıp sunduğu programa konuk oldu. Yüksel, 16 Nisan’da yapılacak olan referandum öncesi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni Anayasa ve Başkanlık sistemi konusunda konuşan Abdulkadir Yüksel, “Bu coğrafyada dik ve sağlam duran güçlü bir Türkiye istiyorsak böyle bir düzenlemenin gerek olduğunu anlatıyoruz. Zaten uygulaması 2019’da başlayacak. 2019’un Kasım ayına kadar gereken bir takım uyum yasaları varsa onlarda hazırlanacak. İnşallah yeni dönem olacak. Ülkeye bahar geliyor İnşallah” dedi. Yüksel, Türkiye’de son 50-60 yıldır anayasanın konuşulduğu ve geçmişte Turgut Özal, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi liderlerinde başkanlık sistemini önerdiğini ancak içlerinde uhde kalarak hak dünyasına göç ettiklerini ifade ederek, “Muhalefetin iddia ettiği gibi yeni anayasa eğer ülkeyi bölme, parçalamaysa o zaman bu hayırı söyleyen PKK’nın felan bizim yanımızda olması lazım. Eğer ülkeyi parçalayacaksa yeni cumhurbaşkanlığı sistemi başta dış güçler, PKK ve diğer terör örgütlerinin tek arzusu bu. O zaman neden onlar hayırla meşguller” dedi. ANAYASALAR MİLLETİMİZİN DAHA İYİ YÖNETİLMESİ İÇİN Ülkenin ve Gaziantep’in yarınları için, gençlerin geleceği için çaba sarf ettiklerini ve tek arzularının amaçlarının bu yönde olduğunu belirten AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel, “Çocuklarımızı okutacağız. Ülkemizin ve Gaziantepimizin yarınları için eğitimli gençler ve çocuklar yetiştirmek için çabamız her zaman devam edecek. Zaten bunun için yaşıyoruz. Saydığımız sebeplerden dolayı önemli. Anayasalar milletimizin daha iyi yönetilmesi için. Halkın hak hukukunun icra makamının hızlı çalışması için. Anayasalar halkın yaşam kalitesinin daha iyi şartlara getirilmesi için düzenlenen metinlerdir. Anayasa Allah kelamı değil. Türkiye’de anayasalar hep darbeciler yaptığı için darbe sonrası anayasalar oldu. Mesela 60 ihtilalinden sonra bir anayasa ile 80’e kadar idare olunduk. 80 ihtilalinden sonrada darbeciler bir anayasa yaptı yine kendilerine göre yani cuntaya göre bir anayasaydı işte. Şimdi ilk defa halkın kendi evlatları yeni bir anayasayı halka sunuyor. Milletin arzusuda buydu” dedi. ANAYASAYI MİLLET YAPACAK DEDİK Yüksel, “Biz seçimlere giderken bütün partilere şu sözü verdik. Size sivil ve milli bir anayasa yapacağız. Anayasayı millet yapacak dedik onun sözünü verdik. Kaçınılmaz bir noktaydı. Bir de şöyle bakmak lazım. Yaşı yetenlerde biliyor araştıranlarda bunu mutlaka bileceklerdir. Son 50-60 yıldır Türkiye’de anayasa konuşuluyor. Özelliklede idarede bulunmuş olanlar yani Başbakanlık yapmış ya da siyaseten bir noktada bulunmuş olanlar bulundukları makamlardaki sıkıntıları görerek hep daha iyi yönetilmek adına hızlı icraat bürokrasinin daha hızlı çalışması adına önerilerde bulunmuşlar. Biz başkanlık sistemi dediğimiz ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yabancı değiliz. 50-60 yıldır ülkede konuşulan konudur bu. Geçmişte başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış bütün şahsiyetler Türkiye’de olmazsa olmazın hızlı icraatın tek elden yönetimin zaruri olduğunu, icraatın daha iyi istikrarın kalıcı olması için başkanlık sistemini önermişler. İçlerinde uhde kalmış. Yani rahmetli Özal, Menderes, Demirel, Erbakan, Türkeş’ten ne kadar lider sayarsanız sayın idare kademesinde olupta aksaklıkları eksiklikleri görüp reçete sunmuşlar. Doğru olan bir şey bu” dedi. BİR YERDE İKİ TANE MUHTAR OLMAZ Milletin onayına sundukları bu sisteme yabancı olunmadığını dile getiren Yüksel, muhtarlık ve belediye başkanlığı sistemini örnek göstererek muhalefete yüklendi. Kararın sahibinin millet olduğunun altını çizen Yüksel, “Küçük yerden düşünelim. Bir yerde iki tane muhtar olmaz. Gaziantep’e bakınız. Herhalde Fatma Hanım’ın yanında ikinci bir başkan olmaz. Bir tane seçiyoruz. Bu modele yabancı değiliz. Ben yerel yöneticilik yaptığım için söylüyorum. Milletimiz yabancı değil. Bir nevi bir belediye başkanı seçer gibi. Biz şimdi belediye başkanı seçiyoruz, meclisi seçiyoruz. Belediye başkanı yürütmenin başı. Ne yapıyor büyükşehir özelinde baktığımız zaman Fatma Şahin başkanımız seçimle iş başına gelmiş, genel sekreterleri var, daire başkanları var, yürütme organı orda duruyor. 5 yıllığına seçiyoruz. 5 yıl bize hizmet et diyoruz. Çünkü bize seçim öncesi çıkmış projelerini ve yapmak istediklerini söylemiş ondan dolayı oy vermişiz. Kararın sahibi millet değil mi? Niye korkuyoruz ki milletten. Bu tarafta da büyükşehir belediye meclisini seçiyor. Büyükşehir belediye meclisi de yasama karar organı. Ne yapıyor o da şehrin ihtiyaçlarıyla alakalı kararlar alıyor. Yürütme organı da o kararlara uygun olma şartıyla icraatını yürütüyor. Yani o kadar kuvvetler ayrılığı yabancısı değiliz. Kuvvetler ayrılığını illerimizde zaten gerçekleştirmişiz” dedi. PARANOYA DÜŞÜNCELER ORTAYA ATILIYOR Yüksel, “Aslında en yalın anlatımı kendi yaşadığımız sistemle ilişkilendirerek anlatımdır. Paranoya’ya dönüşen yok rejim elden gidiyor yok diktatörlük gibi anlamlar yükleniyor. Fatma Şahin şimdi diktatör mü? Tabi ki hayır. Böyle birşey söz konusu değil. Bunu böyle göreceğiz büyük resme taşıyacağız. İcraatta hızlı olacak. Beğenmesek zaten 2 dönem seçmeyiz. ABD’de de böyle. Çoğu ülkede de böyle. İkinci dönemde de millet eğer memnunsa tekrar sandık konulacak. Onayı da yetkiyi de direk milletten alacak ve seçilecek. Şimdi ki sistemi ucube bir sistem. Şimdi biz vekil seçiyoruz, meclisi seçiyoruz. Bir de gidiyor meclis kendi içinde başbakanını ve bakanlarını seçiyor. Yürütme ve yasama iç içe girmiş. Aslında biz kuvvetler ayrılığını getiriyoruz. İleri demokraside zaten budur. Kuvvetler ayrılığını sağlamaktır. Yürütmenin rahat etmesidir” dedi. CUMHURBAŞKANININ BAŞBAKANA KİTAP FIRLATTIĞI GÜNLERİ GÖRDÜK Geçmişten örneklerde veren Yüksel, “Geçmişte koalisyonlar, bu çift başlılıktan doğan cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık kavgaları. Yani bunu çokça yaşadığımız için bu sıkıntılar bir daha olmasın diye. Şimdi muhalefete gelince de kolayını bulmuşlar. 15 yıldır zaten istikrarınız yok mu? Cumhurbaşkanının yapmak isteyip de yapamadığı birşey mi var diyorlar. Tekrar istikrar diyorsunuz. Hayır. İşte bu bizim için ve Recep Tayip Erdoğan için istemediğimizin en büyük göstergesi. Biz gelecek yıllarda gençlerimizin, çocuklarımızın, yavrularımızın geleceğinde 50-100 yıl sonrasında geçmiş tecrübelerimizde çıkardığımız neticeler itibariyle yürütmede koalisyonda 10-15 ayda hükümetlerin değiştiği Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’a kitap fırlattığı ve faizlerin yüzde 7 binlere çıktığı, ülkede kaosun olduğu bir dönem yaşanmadığı için ülkemize bu süreci temin ediyoruz” dedi. MAZLUM MİLLETLERİN UMUDU OLDUĞU BİR ÜLKEYİZ Zor bir coğrafya üzerinde bulunduklarını ve mazlum milletlerin umudu olan bir ülke olduklarını dile getiren Yüksel, bu sistemi Türkiye’nin güçlü ve lider ülke olması için şart olduğunu belirterek, “Türkiye’nin geçmiş tecrübelerini geleceğe taşınmaması adına biz yönetimde kalıcı istikrar sağlamak adına düşüncemizdi. Esas olanda devletin bekasıyla alakalı. Bu coğrafya zor bir coğrafya. Yaşanan çalkantılar Irak’ta ve Suriye’de yaşananlar baktığımız zaman bu coğrafyanın umudu olan bu ülkenin bizim milletimiz bu coğrafyanın dünyanın mazlum milletlerin olduğu bir ülkeyiz. Yurt dışına gittiğimiz zaman böyle gönül coğrafyamız dediğimiz insanlarla sohbet ettiğimiz zaman herkes umutla ve merakla Türkiye’ye bakıyor. O yüzden Türkiye’nin güçlü ve lider ülke olması lazım. Biz bu sistemi güçlü ve lider olmak için istiyoruz. Esas önemli olanda budur. Evet yönetimdeki krizler olmasın diye kalıcı istikrar için tek elden yönetim istemekle beraber kaygan zeminin olduğu bu coğrafyada bizim dimdik ayakta durmamız için işte o dediğimiz cumhurbaşkanlığı sisteminin gerekli olduğuna inanıyoruz” dedi. TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMAK İSTEYEN ODAKLAR VAR 80 milyonun tamamını kucaklayan bir parti olduklarını ve bunun neticesinde 7 bölgede birinci olan bir siyasi hareket olduklarını ifade eden Yüksel, “Şimdi aslında biz bunu şöyle söylememiz lazım. Hayırda evette bizim insanımız. Bunu bileceğiz. 80 milyonun biz tamamını kucaklıyoruz. Biz tamamını kucakladığımız içinde 7 bölgede birinci olan bir siyasi hareketiz. AK Parti açık ara birinci sırada. Bu bizim bütün milleti kucakladığımızı gösteriyor. Hepsi bizim insanımız. Bu millet de bu yüzden bize oy veriyor. 13 seçim istikrarlı bir şekilde yukarı gidiyor. Diğer siyasi partilerin ayrılıkçı olduğunu gösteriyor zaten. Lokal bakınız. Diğer partilere kimileri işte 3-5 vilayete kümelenmiş oy alıyor. Ya da bir mezhebe dayalı oy alıyor ama AK Parti tüm Türkiye’nin partisi. 1 ay önceki kampanyamda da söyledim şimdide söylüyorum. Hayır’ı ısrarla yurt dışından legal olmayan Türkiye’nin fenalığına düşmanlığına karşı mücadele veren Türkiye’yi bölmek parçalamak isteyen odaklar var. Medya ve bütün kitle iletişim ile birlikte hayırı savunuyor. Bunu söylemek suç değil bir durum tespitidir. Biz insanımıza herşeyi en iyi şekilde söylemek durumundayız. Hayırı savunan cephemin biz asla yüzde 30-40’lık bize oy vermiş vermemiş onları cephenin içinde göstermek istemiyoruz. Fakat PKK’nın PYD’nın DEAŞ’ın ne sayarsanız sayın bütün örgütlerin bunun yanında da bu coğrafyada güçlü bir ülke olmamızı istemeyen Avrupa’da bazı devletlerin dış güçlerin herkesin hayır dediği bir ortamda biz uyarıyoruz” dedi. BU BİR MEMLEKET MESELESİDİR Bu meselenin bir memleket meselesi olduğunu ifade eden Yüksel, “Biz bunun memleket meselesi olduğunu bunun içinde söylüyoruz. Eğer ki muhalefetin iddia ettiği gibi. Eğer ülkeyi bölme parçalamaysa muhalefetin dediği gibi bazen diyorlar ya dillendiriyorlar. O zaman bu hayırı söyleyen PKK’nın felan bizim yanımızda olması lazım. Eğer ülkeyi parçalayacaksa cumhurbaşkanlığı sistemi o zaman PKK’nın zaten arzusu bu. Diğerlerinin de arzusu bu terör örgütlerinin. O zaman neden onlar Hayır’la meşguller. Feraset sahibidir. Benim milletten yana hiç şüphem yok. 1946’da çok partili siyasi hayata geçtiğimiz günden beri bu millet hep doğru kararı vermiş. Hiç yanlışı yok. İşimize gelse de gelmese de. Sandık önüne konulduğunda hep doğru karar vermiş. Şimdide doğru kararı verecek. 50-60 yıllık bir tecrübe ve burada yaşanmış hadiseler var. Bize emanet bu ülke. Gaziantep’te de ben bir emaneti üstleniyorum. Bu emanet siyaseten milletin bize verdiği bir emanettir. Onları utandırmadan başını yere eğdirmeden o emanete sahip olacağız” dedi. MAĞRURLANMA PADİŞAHIM SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR Yüksel, “Yavrularımıza geleceğimize bir Türkiye ve Gaziantep hazırlamak durumundayız. Bunu yaparken de bu sistemin doğruluğunu her yerde savunuyoruz. Hızlı ve kararlı doğru bir yoldur bu. Birşey de söyleyelim önemli bu muhalefetin argumanlarından biri diktatörlük. Ya bu coğrafyada bin yıldır diktatör olmamış olmazda. Bizim geleneksel devlet yapımızda da diktatörlük olmamıştır. Padişahlık ve Osmanlı döneminde bile ‘Mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var’ diye bir milletimiz. Bu millet diktatör çıkarmaz buradan kimse korku beyan etmesin. Bu diktatöre bu kadar laf söylenir mi. Düşünün hele bir Beşar’a, Saddam’a bakın o ülkede aleyhinde eğer o diktatöre ağır ithamlarda bulunsa o coğrafyada o ülkede yaşatırlar mı? Böyle bir diktatörlük olur mu? Abes bir laf. Yanlış bir laf. Biz hayırı öyle bir hale getirmişiz ki Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerine kurguluyoruz. Biz halbuki aslında yüzde 51 önemli bir rakam. Yüzde 20 ile bu ülke başbakanlar gördü. Halkın ekserin çoğunluğunun arkasında olacağı bir yönetim biçimi getiriyoruz. İşte CHP 2019’a hazırlansın. Bir aday bulsunlar. Halkın hoşuna gidecek bir aday bulurlar arkasında dururlar yüzde 51’i yakalarlar onlar idare ederler. Halkın seçeceği herşeyin bizim başımızın üstünde yeri var” dedi. BU MİLLET NİCE MUSTAFA KEMAL’LER ÇIKARTACAKTIR Yüksel, “Rahmetli Büyük Atatürk, ülkemizin kurucusu bizi bugünlere taşıyan Mustafa Kemal Atatürk’e de sorulduğunda. Sizden sonrası ne olacak denildiğinde. ‘Bu millet nice Mustafa Kemal’ler çıkaracaktır’ demiştir. Şimdi de liderimize sorulduğunda sizden sonrası denildiğinde bende bir faniyim yarına çıkacağımızın garantisi yok. Yarınımızın sahibi Allah. Bugününde yarınında sahibi Allah. Onunda tek söylediği. ‘Bu millet nice Tayyip Erdoğan’lar çıkaracaktır’ Bu millette o var zaten. 15 Temmuz milletin ayağa kalkışıdır. Çok önemlidir bu. Ben kendim meclisimizden örnekle bunu hep meydanda da söyledim. Büyük Atatürk’le beraber kurucu meclis o günün meclisi cumhuriyeti ilan eden meclis nasıl milletiyle beraber Osmanlı’nın küllerinden bir devlet kurduysa. Biz de 15 Temmuz’da lideriyle parlamentodaki milletvekilleriyle ve milletiyle aynı Kuva-i Milliye ruhuyla 80 milyon insan devletini yeniden kurtardı. Bu millet çok büyük bir millet. Hakikaten bu milletin mensubu olmak ayrıcalıkların en büyüğü. O yüzden bu milletin insanına inanacağız. Esnafın çocuğu, berberinin çocuğu ticaret erbabının çocuğu ne olursa olsun benim gibi bir siyasetçi çocuğu çiftçi çocuğu alternatif Erdoğan’dayız” dedi. GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İSTENMİYOR Yüksel, “Yani bu aynen biraz evvel söylediğim gibi bu coğrafyada güçlü bir Türkiye istenmiyor. Onların emrinde hareket eden işte malum ne kadar uğraşsak AB bir Hristiyan kulübü gibi çalışıyor. Biz ne kadar ısrarla o birlik içerisinde yer almamıza rağmen halbuki biz onlara katkı sunacağız. Avrupa için daha iyi olacağına inandığımız için kabul edemiyorlar etmiyorlar da. Baktığınız zaman genel anlamda bizim inancımız onlar için istenmeyen bir durum. Biz de ısrarla inancımızı ve millet olarak bu coğrafyada bütün Müslüman coğrafyasında mazlum milletlere onlara umut olma iddiamızı sürdüreceğiz. Tarih boyunca da 3 kıtada Osmanlı’nın hakimiyeti olmuş. Hoşgörüyle Osmanlı varken Filistin ve Balkanlar sorunu yoktu. Biz demek ki oraları çok iyi idare etmişiz. Bugün bunların şimdiki dünyaya liderlik yapma iddiasında olanların her tarafı kan gölüne çevirdiği coğrafyalara baktığınız zaman biz o coğrafyalarda kan bırakmadık, gözyaşı bırakmadık. Biz hep hoş seda bıraktık. Baktığınız zaman işte gönül coğrafyası dediğinizde öyle birşey zaten. Orada gidiyorsunuz en son bende Hicaz’a gittiğimde sohbet ediyorsunuz. Kırgızistan’dan Endonezya’dan gelenlerle sohbet ediyorsunuz. Çat pat konuştuğunuzda Erdoğan dediğinizde Türkiye dediğinizde gözleri parlıyor. 15 Temmuz’u sordum son gittiğimde Kırgızistanlı birine. Ne kadar güzel Türkçe konuşuyorsun nerden öğrendin dediğimde biz hep Türk televizyonları izliyoruz oradan öğrendim dedi. Ne oldu dedim siz nasıl gördünüz 15’ Temmuz’da dedim. Sabahlara kadar semaya elimizi açtık dua ettik dedi. İşte biz halkın direnişi ve o dualarla ayaktayız” dedi. YAHUDİLERE BİLE KUCAK AÇMIŞ BİR MİLLETİZ Göç sorunu çok önemli bir sorun olduğunu belirten Yüksel, “Biz 3,5 milyon mülteciye bakıyoruz. Baktığınız zaman bazen bizim insanımız bunları eleştirebiliyor. Biz bu kadar sorunumuz varken bu kadar sıkıntımız varken bunlarda neyin nesi diyebiliyorlar. Fakat biz 500 yıl önce zulümden kaçan Yahudilere kucak açmışız. Geldiğiniz zaman son 50-60 yıla bakınız Bulgaristan zulümden kaçtı Jinkov diye bir komünist lider vardı. Orada insanlara zulmediyordu oradan kaçan Türkler Anadolu’ya sığındılar ana kucağına sığındılar ve biz onlara ev sahipliği ettik. Afganistan’da komünist Rus zulmünden kaçan Afganlılar ülkemize gelip huzur buldular. Saddam Hüseyin’den kaçan Halepçe’de katliamdan kaçıp ülkemize gelen 1,5 milyona yakın insana yine ev sahipliği ettik kucak açtık ve şimdide Suriye’den Beşar’ın zulmünden kaçan 3,5 milyon insana kucak açtık. İnsanlığımızı unutacağız inancımızı mı yok sayacağız biz inancımızın ve insanlığımızın gereğini yapacak. Aşımızı, işimizi ve yaşam alanlarımızı bölüşeceğiz ve bunlar bize rahmet olarak dönüyor. Bunlara bakıp bizim insanımız diyeceğiz. Biz böyle necip bir milletiz. Bizim bütün arzumuz kendimize birşey aramıyoruz. Liderimiz veya partimiz bu talep toplumsal bir talep. Daha iyi idare edilmek istiyorum diyor milletimiz” dedi. MİLLETTEN NE DİYE KORKUYORSUNUZ Yüksel, “Bir muhtar ceberrut olsun yüzü gülmez olsun asık suratlı olsun millet ona u sokağı ve caddeyi dar eder ve bir sonraki seçimde seçmez onu. Bu tüm kademelerde geçerli. Cumhurbaşkanlığı da böyle. Biz parlamentoda bunun kavgasını verirken 20 gün boyunca bir saldırganlık hepiniz yaşadınız gördünüz. Anlattığımız tek şey şuydu. Milletten ne diye korkuyorsunuz. Varsa sizin bir anayasa teklifiniz getirin ikisini beraber millete sunalı. Bu sistem aslında tam parlamenter sistemde değil. Parlamenter sistemde cumhurbaşkanlığı semboliktir. Bu yaşadığımız sistem çok ucube birşey. Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı var yetkileri çok yüksek 82 anayasasına göre milletin seçtiği bir başbakan var ve onunda yetkileri yüksek. Aynı partinin aynı davanın mensupları olduğu için ses çıkmıyor olabilir ama ikisi de milletin verdiği yetkiyle donanmış makamlar. Şu an parlamenter sistemde değil bulunduğumuz sistem” dedi. 301 MİLLETVEKİLİ ÖNERGE VEREBİLECEK Yüksel, “Bugünkü yetkilerimizden daha fazla yetkiye sahip olacağız. Bugün kullandığımız ne varsa millet adına aynen devam etmekle beraber daha fazlası var. Cumhurbaşkanlığı makamı şu anda vatana ihanet dışında hiç birşeyle yargılanamıyor. Şu an da tamamen sorumsuz ama ciddi yetkileri olan bir Cumhurbaşkanlığı makamı var ve bunu hiç bir şekilde denetleyemiyor ve sorgulayamıyorsunuz. Şimdi getirdiğimiz sistemde ise tamamen halka sorumlu ve parlamentoya sorumlu. Denetlenebilecek, bütçesini onaylayacak ve yasama organı kanun koyucu olacak. Cumhurbaşkanı bizim yaptığımız yasalara göre yürütmeyi sürdürüyor. Ancak kendi işini kolaylaştırmak adına kararname yetkisi var. Fakat bu kararname asla bizim çıkarttığımız kanunlarla çelişmeyecek. Kanunlara aykırı olmayacak. Yani meclis milletvekili inanın bu dönemde olması gereken konuma gelecek. Herkes işini yapacak. bu ülkenin ihtiyacında zaten herkesin işini yaptığı herkesin en iyi işini yaptığı bir konuma getirilmesi. Cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığını yapacak meclis milletvekilleride oturacak bölgesinin ve ülkesinin ihtiyaçları doğrultusunda yasa hazırlayacak. Bölgenin ihtiyaçlarını muhtevasını oluşturacağı yasalar hazırlayacak ve aynı zamanda yürütme organını denetleyecek. Diyelim ki 600 milletvekili sayısı olacak 301 milletvekili sayısıyla denetleme ve önerge verebilecek” dedi. GEÇMİŞTE 620 MİLLETVEKİLİ VARDI Yüksel, “Şimdi demokratik sistemlerde temsilde adalet önemli. Bunu sağlamak durumundayız. İnsanlarımızı adil bir şekilde temsil edilmesi. Sayıya göre temsil edilmesi. Bunu da dünya örnekleriyle bakmak lazım. Yani biz geçmişe yine bakalım. Geçmişte 80 yılından önceki dönemde yani 70’li yıllarda Türkiye’de 600 parlamenter vardı. 45-50 milyon civarında nüfusumuz vardı. 450 milletvekili 150’de senatör olmak üzere iki yapımız vardı. Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi yani ikide aslında parlamenter ikisi de 450-150 bir de tabi senatörler vardı cuntacıların koyduğu 20 kadardı sanırım o zaman 620 kadar milletvekilimiz vardı. Bundan tam 40 yıl önce. Geldiğimiz noktaya vardığımız zaman bizde zannediyorum 145 bin seçmene bir milletvekili düşecek bu 600’de. Avrupa ülkelerinde çoğunda 45-50-60 bine bir milletvekili düşüyor. 600 milletvekilinin çok olmadığı anlamında söylüyorum. Neticede halkın temsilcileriyiz biz. Halkın vekaleti üzerimizde. 2,5 milyon mültecilerle birlikte bir Gaziantep var. Şimdi 14 oluyoruz. Bu aslında hakkını vereceğiz inşallah bu millet adına yürütülen görevlerdir. Sayının 600 olması çok yadırganacak bir durum olmadığı için söylüyorum” dedi. BİZ GENÇLERİMİZE GÜVENİYORUZ Gençlere güvendiklerini söyleyen Yüksel, “18 yaşla alakalıda söylemek lazım. Şimdi eğer yalın bir ifadeyle seçtiriyorsanız seçilmesinin de önündeki engelleri kaldıracaksınız. 18 yaş kuşağı şimdi oy kullanıyor. Beni seçiyor bir başkasını seçiyor. oy kullanırken birilerini seç diyorsanız seçilme iradesini de tanımak zorundasınız. Biz gençlerimize güveniyoruz. O kadar iyi yetişmiş gençlerimiz varki. Çok ciddi bir oranda olan gençlerimizin mutlak suretle siyaset kurumunun bir vasıta olduğu bilinciyle esas amaç değil millete hizmet olma yolunda katkı sunulacağı inancıyla olsunlar var olsunlar çokça örneğini görüyorum çevremde. Bir de tarihsel boyutlarında baktığınız zaman 21 yaşında çağ açmış çağ kapamış bir atamız ceddimiz var. Fatih Sultan Mehmet Han var. 18’li yaşlarda tahta çıkmış 21 yaşında İstanbul’u fethetmiş bir ecdadımız var. Biz gençlerimizden çok şey öreniyoruz. Onlara ihtiyacımız var. Her alanda katkı sunan vatanın birliği ve bekası konusunda canını ortaya koyanlar var. 15 Temmuz öncesinde gençlikle ilgili benimde şüphelerim vardı fakat 15 Temmuz’da Allah’a binlerce şükürler olsun ki aslanlar gibi gençlerimiz varmış” dedi. ÇİFT TARAFLI BİR SİSTEM OLACAK Şimdi mevcut yapıda Cumhurbaşkanı parlamentoyu feshedebildiğini belirten yüksel, “7 Haziran’da hükümet olmayınca ne yaptı Cumhurbaşkanı feshetti. Yeni sistemde fesih yetkisi yok. Eğer seçim olma zarureti görüyorsa seçimi yenileyebiliyor ve yenilediği zaman kendisi de gidiyor. Aynı yetki mecliste de var. Eğer meclis seçim yeri kararı almışsa alabilir. Toplanır şimdide yapılabilir. Anayasa’da öyle bir yetki var. Seçim kararı alırsa yeni yasada aldığı zaman Cumhurbaşkanlığı’da yenilenir. Çift taraflı bir sistem. Yani biz kendimize özgün birşey yapıyoruz burada. Cumhurbaşkanı durduk yere neden meclisi yenilesin. Meclisi seçime götürme noktasına getirdiği zaman kendisini de götürecek. Yeni düzenlemede meclis oturdu dediki seçim kararı almak istiyorum. Partiler anlaştılar ve seçim kararı aldılar ve otomatikmen Cumhurbaşkanlığı’da düşüyor ve iki tarafta seçime gidiyor. Tedbiren konulmuştur şimdide var olduğu gibi bizim sistemimizde fesih yetkisi yok. Bune fesih denmez yenilenme denir. Yani çift taraflı sistem. Bu bir emniyet sibobudur bunu böyle görmek lazım” deid. O GRUP HSYK ÜYELERİNİ SEÇECEK Yüksel, “Aslında sistemin özüne bakmak lazım. Öznesi millet. Millet seçecek. 4 üyeyi Cumhurbaşkanımız seçiyor 7 üyeyi milletin seçtiği parlamento seçiyor. 2 tanede doğal üye oluyor. Şimdide var Adalet Bakanı ve müsteşarı. 13 üyenin oluşumunu bu şekilde öneriyoruz şimdi. Burada muhalefetin itirazını da anlamak mümkün değil. Cumhurbaşkanı şimdide daha fazlasını seçiyordu. Parlamento’ya şimdi daha fazla yetki veriyoruz şimdi. Eskiden beri bu kurumları vesayet organı olarak kullanmaya alıştılar. Belli bir zihniyet Türkiye’de halkın oyuyla iktidara gelemeyeceğini anlayan bir zihniyet var. Bunu özellikle söylemek lazım CHP. Milli şeflik döneminden kalan bir alışkanlık. Siz kime oy verirseniz verin millete biz iktidar olsanız bile millet sizi iktidar etse sizi muhtedir etmeyiz biz diyor. Biz idare ederiz bu ülkeyi. Nasıl idare ederiz ya ordu yoluyla ya bürokrasiyle ya üzerinize bir cumhurbaşkanı atarız ederiz ya da yargıyla ederiz diye düşünüyorlar. Bunların hepsi milletin idaresine ipotek koymak üzerine milletin iradesi bir karar alıyor bu kurumlar sanki milli iradenin aldığı kararı yok etmek adına çalışan bir sistem kurulmuş. Bir de kaldı ki HSYK öyle sıradan yeni mesleğe başlamış bir hakimi o kuruma koyamazsınız. Öyle bir yetkiniz yok kimsede yok. Onun da kriteri var. 1. sınıf hakim olacak belli bir süre çalışmış olacak. Onun içerisinden cumhurbaşkanı seçecek. Tecrübe birikin anlamında. Niye seçimden korkuyoruz anlamış değil. Bu üyelerin oluşumunu bir zümrenin elinden almamız lazım. Belli bir zümre oturuyor orada o zümre diyorki ben onu seçeyim şunu seçeyim ahbap çavuş ilişkisi gibi. Hayır daha geniş katılımlı 600 milletvekili halkın iradesini 80 milyonun iradesini taşıyan bir milletvekili gurubu olacak. O gurup HSYK’nın üyelerini seçecek. Adaylar vasıfları belli. 1. sınıf hakim olmak gibi tecrübeli kişiler arasından bir seçim yapılacak” dedi. BİZLER FANİYİZ KALICI OLAN MİLLETİMİZ VE DEVLETİMİZ Yüksel, “Biz toplumsal hafızamız geçmiş tecrübelerimiz birikimlerimiz bu kanunun mutlak suretle ülkenin gündemine bir an evvel getirilmesi uygulamaya konulması konusundaydı. 50-60 yıldır ülkede konuşulan birşey yeni birşey değil. Baştada söyledim. Anayasalar insanların huzuru ve mutluluğu için. Halkın daha iyi hizmet alması ve hakkın hukukunun korunması için. Daha fazla yol, baraj, demir yolu, gibi bunların hepsinin yolu istikrar ve güvenlik meselesi açısından da önemli. Her anlamda istikrarı sağlamış ülkeler daha yukarılara doğru giderler. Daha hızlı ve güvenli bir sisteme kavuşmuş olacağız. İdarede çok başlılığı kaldırıyoruz ve olası bir koalisyonlar, kriz ve kaosun önüne geçmiş oluyoruz inşallah. Bizim milletimiz bu kanunun yabancısı değil. Ülkesinin geleceği ve bekası için önemli olduğunun zaten bilincinde. Ben insanımızın sahiplendiğini görüyorum. İşte ilk başta muhalefetin korku salması, tek adamlık gibi yanlış bilgilendirmesinden bir kafa karışıklığı olabilir ama ben sahayı gezen bir insanım. Milletin kararlı olduğunu görüyorum. Bunun siyasi bir faaliyet olmadığını, bir tek adamın başımızdaki dünya liderinin kendisi için çıkardığı veya çıkarmak istediği kanun ve yöntem olmadığını vatandaşta biliyor. Bizler faniyiz kalıcı olan milletimiz ve devletimiz” dedi. UYGULAMA 2019’DA BAŞLAYACAK Hafta sonu Araban, Yavuzeli, Nurdağı, Islahiye gezileri yaptıklarını belirten Yüksel, “Konuştuğumuz vatandaş gruplarımıza da bunu anlattık. Bunun ülkede ayrılık ve bölünme sebebi olmadığını olamayacağını bu insanların tümünün bizim insanımız olduğunu biliyoruz ve bütün insanları kucaklayan bir sistem arayışında olduğumuzu ve bu coğrafyanın zor bir coğrafya olduğunu. bu coğrafyada dik ve sağlam duran güçlü bir Türkiye istiyorsak böyle bir düzenlememenin gerek olduğunu anlatıyoruz. Zaten uygulaması 2019’da başlayacak. 2019’un Kasım ayına kadar gereken bir takım uyum yasaları varsa onlarda hazırlanacak. İnşallah yeni dönem olacak. Ülkeye bahar geliyor İnşallah. Her zaman bizi arayabilirler. Her konuda onlara hizmet etmek bizim boynumuzun borcu. Çok iyi de bir ekibimiz var. Gaziantep için çok fedakar bir şekilde çalışan hem yerelde hem genelde çalışan çok iyi bir ekiple bir aradayız. Yerel yönetimde başkanlarımız çok başarılı” dedi. BİZ BÜYÜK VE İYİ BİR TAKIMIZ Son olarak bilgi birikimleriyle ekip olarak halkın hizmetinde olduklarını dile getiren Abdulkadir Yüksel, şunları kaydetti: “Ben AK Parti’nin yerel yönetimlerinden sorumlu başkan yardımcısıyım. Türkiye’deki belediyeleri geziyorum onlarla ilgili raporlar düzenliyorum. 14 vilayetinde koordinasyonunu yürütüyorum partim adına. Gaziantep çok iyi yönetiliyor. Büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz olsun çok fedakar bir şekilde önemli hizmetlerini milletimize sunuyorlar. Parlamentoda çok iyi bir şekilde temsil ediliyoruz. Hepimiz birikimlerimizle, tecrübelerimizle halkımızın hizmetinizdeyiz. Biz büyük ve iyi bir takımız. Bu kadar mülteciye ev sahipliği yaptığımız bu şehirde çok önemli bu. Tek ses olmak ortak akıl oluşturmak belediye başkanlarıyla ve milletvekilleriyle beraber bu çok önemli. Ben bu dönemi önemsiyorum. İnşallah önümüzdeki günlerde Gaziantep’te söz verdiğimiz ne varsa bir bir gerçekleştiğini de göreceksiniz. Biz her ay toplanırız kendi aramızda gündemi Gaziantep yaparak. Neredeyiz ne yaptık hangi noktadayız milletimizin bizden talepleri nedir bunları masaya koyarak bunları ilgili mercilerle de paylaşarak beraber yürüyüp çözüm aşamasında adımlarımızı atıyoruz” şeklinde konuştu.