Sigarayı bıraktık mı kaçak sigara cennetimi olduk.

Alınan sigara yasağı kararları ve kampanyalar ile Gaziantep’te sigara kullananların % 50 sinin sigarayı bıraktığını söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi Gaziantep Milletvekili Dr. Mehmet Şeker bu sevindirici bir gelişme eğer rakamlar doğruyu gösteriyorsa bu başarıdan dolayı devlet yöneticilerini ve sağlık çalışanlarını tebrik etmek gerekir. Ama ufak bir ayrıntıyı da atlamamak gerekli sadece Gaziantep’te kaçak sigara satışı oranında neredeyse iki katı bir artış var. Sigarayı bıraktık mı? Yoksa kaçak sigara kullanmaya mı başladık? Dedi.

Geçtiğimiz günlerde başbakana soru önergesi verdiğini dile getiren CHP Gaziantep Millet Vekili Mehmet Şeker ‘’alınan sigara yasağı kararları ile Türkiye’de sigara içenlerde % 20 Gaziantep’te sigara içenlerin sayısında % 50 azalma var. Bu sigara satışlarından ortaya çıkarılan bir rakam. Eğer gerçekten sigara içenlerin sayısında böyle bir azalma varsa bu önce insan sonra hekim sonrada bir milletvekili olarak beni mutlu eder. Ama eğer bu ülkeye sigara kaçak giriyorsa, kayıtsızsa, vergisiz giriyorsa ve vatandaşta gidip ucuz diye bu sigarayı alıyorsa. Bu başarı değil tam tersine alınan yanlış bir kararın kötü sonuçlarıdır. Bakın geçtiğimiz aylarda kaçak içkiden bu ülkede hayatını kaybedenler oldu. Kaçak sigara cennetine döndük. Her gün yeni bir operasyon duyuluyor bölgemizde. Bu durumda acilen müdahale edilmesi gerekli. Biz seçimlerden öncede aynı şeyi söyledik. İyi yapılan şeyde yanlarında olacağız. Eksik yapılan şeyde uyaracağız. Yanlış yapılan şeyde ise karşılarında duracağız’’ dedi

Örgütlülük ruhu unutulursa mücadelenin anlamı kalmaz

Radyo Zeugma’da canlı yayın konuğu olan CHP Gaziantep Millet Vekili Mehmet Şeker eğitimden sağlığa tarımdan parti örgütlenmelerine kadar birçok alanda uygulanan yanlış politikaları eleştirdi.

Toplumdaki en büyük sorunun sorgulama yeteneğini kaybetmesi olduğunu dile getiren CHP Gaziantep Millet Vekili Mehmet Şeker’’ bu gün camilerde açlıkla mücadele eden insanlar için yardım toplanıyor. Bu elbette ki çok güzel bir sorumluluk ramazan ayı birlikte olma paylaşma, örgütlü bir şekilde hareket etme ayıdır. Oruç tutmak sadece sabahtan akşama kadar aç kalmak elbette değildir. Yardımlaşma ayıdır. Ama bu yardımı yaparken sadece cebinizdeki parayı vermek değil. Oturup birazda düşünmek ve sorgulamak gerekir. Bu ülkeler neden aç. Bu ülkeler neden fakir bırakıldı. Bunu sorgulamadığımız. Yoksulluğa ve yolsuzluğa karşı örgütlü olarak mücadele vermediğimiz sürece başarıyı yakalamamız mümkün değildir. Biz CHP olarak önce örgütlü hareket edebilme ruhunu yeniden oluşturmamız gerekiyor. Bunu mahallelerden hatta sokaklardan başlatmalıyız. Aksi takdirde bu gün sorgulama yeteneğimizi kaybeder haksızlıklar karşısında boynumuzu bükmeye devam edersek bir kaç yıl sonra başka ülkelerin camilerinde de Türkiye için yardım toplanılması kaçınılmaz bir son olacaktır ‘’ dedi

Biz yerine ben mantığı güden partiler ayakta kalamaz

Son bir yıldır CHP de bir yenilenme olduğundan bahseden CHP Gaziantep Millet Vekili Mehmet Şeker CHP yenilenmeyi doğru bulduğunu. Ve yeni kadrolarla CHP yeniden güç kazanacağını belirtti.  Bir parti yukardan aşağı şekillenirken bu değişim mahalle birimlerine kadar devam edecektir diyen Mehmet Şeker. CHP kadınıyla genciyle yeni bir gelişim sürecine girdi. Bu değişim ve gelişim yeniden CHP sinin Türkiye’de benimsenmesini sağlayacaktır. Eski kadroların artık yeni listelere isimleri bırakma zamanı gelmiştir. Tabii ki onlara her şeyden vazgeçin demek değildir bu. Onların deneyimlerinden faydalanarak yeni projeler yeni politikalar gütmeliyiz. Ben mantığını bırakıp. Biz kavramını oluşturmalıyız. Siyasetin çalışacak üretecek isimlere ihtiyacı var artık sadece önümde düğme ilikliyor diye listelere konulan isimlerin geçerliliği kalmadı’’ değerlendirmesinde bulundu.

Devletin görevi sağlığı organize etmektir.

Yıllarca devletin muayhanelerin standartlarıyla uğraştığını kapı aralıklarını ölçtüğünü belirten Mehmet Şeker devlet bunlarla uğraşmamalı devletin sağlıkla ilgili ciddi yatırımları olmalı ama ne yazık ki bizim devletimiz bırakın yatırım yapmayı Ar – Ge çalışması yapacak hekimlere bile fırsat vermemektedir. Devletin görevi bu değil, devletin görevi sağlığı organize etmektir dedi.

Eğitimsiz bir ordu yetiştiriyoruz.

Eğitim konusunda da açıklamalarda bulunan CHP Gaziantep Millet Vekili Mehmet Şeker’’ Eğitimin kalitesi özelliklede 1980 den sonra YÖK’ün kurulması ile bozuldu. YÖK dediğimiz yüksek öğretim kurulu kuruluş amacının dışına çıkarak üniversitelerdeki örgütlenmenin ve bilimsel çalışmanın önünde bir engel haline dönüştü. Türkiye’de eğitim kötüye gitsin deseniz bunu bu kadar kısa sürede başarabilecek başka bir yönetim olamazdı. Maalesef Türkiye bunu yaptı. 40 a yakın üniversite vardı. Şimdi bu sayı 200 e yakın. 200 yakın bu üniversitenin yetiştirdiği ürettiği bu insanlar ile biz yaşıyoruz. Ve bu insanlar ne yazık ki öğretim almış eğitimsiz insanlar. Üniversiteli işsizler ordusu oluşturduk. Çünkü bu gün bütün iş yerleri kalifiye eleman istiyorlar. Ama ne yazık ki üniversitelerin ilgili alanlarından mezun öğrenciler mezun oldukları alan ile ilgili yeterli bir uygulama düzeyine sahip değiller. Üniversitelerde bilim adamı yetiştiremiyoruz. Araştırmaktan yeni öneriler sunmaktan aciz bir toplum oluşturduk. Mesela tıp fakültesi hastaneleri. Asli görevi hastalıkları araştırıp koruyucu öneriler sunmak olan bu hastaneler hasta bakan kurumlar haline çevrildi. Dekanlara öğretim üyelerine bakıyorsunuz. Ellerinde stetoskoplar hasta muayene ediyorlar. Bir hastalığın nedenlerini ya da korunma yollarını araştıramaz durumdalar. Çünkü aksi takdirde ödenek alamıyor ve hayatlarını idame ettiremiyorlar. Hâlbuki yeterince desteklense bilim adamlarımız o zaman var olan hastalıklardan korunma yollarını da oluşturabileceklerdir. Bakınız Türkiye’de bulunan iki hastalık vardır. Bunlardan biri Hulusi Behçet’in bulduğu Behçet Hastalığı. Diğer hastalıkların teşhisinde ve tedavi yöntemlerinde araştırma yapılamadığı için hastalıklara karşı tedbirlerde geliştirilemiyor. Bu hangi sonucu doğuruyor. Sağlıkta sizi dış ülkelere bağımlı hale getiriyor. İlacı ithal ediyorsunuz. Üstelik patenti yine farklı ülkelere ait olan ilaçları ithal ediyorsunuz. Kalbin içine koyduğumuz stend’den tahlile kadar ağlık alanında kullandığımız birçok araç gereç yurt dışından geliyor. Biz sağlıkta dışa bağımlı olarak ayakta kalabiliyoruz. Oysaki bizim doktorlarımız bilim adamlarımız yeteri kadar destekleniyor olsa bir tahlili ya da bir sten’i üretemeyecek kadar az bilgiye sahip değiliz. Yine ilginç bir bilgi paylaşayım. Dünyadaki ekonomik krizin çıkmasında sıralanan sebeplerin ikinci sırasında kronik hastalıklar var. Bu ilerleyen zamanlarda ekonomik krizinde temel sebebi olacak. Çünkü hasta olduğunuzda yapılan harcamalar ekonomi harcamalarının çok büyük bir kısmını oluşturuyor.

Sağlık satılmaz.

Hem sağlıkta hizmeti satan hem de satın alan durumunda olan bir devlet var. SGK bütün hastalarına baktığı için devlete para ödüyor. Devlet hastaneleri de sağlık bakanlığına bağlı oda bunlara bakarak para alıyor. Hem satıcı hem alıcı konumunda bir devlet olmaz. Devlet organizatör olmalı. Devlet hastane işletmek peşinde, banka işletmek peşinde koşmamalı. Devlet beş yıl sonrasının on yıl sonrasının planını yapmalı. Bu planlar sağlıklı yapılmadığı için biz tarımda geri kaldık. Eğitimde geri kaldık. Bu sorunu dile getirdiğiniz zamanda biz yeni okul yaptık diyorlar. Şimdi size soruyorum dört tane duvar yaparak eğitim sorununu çözebilecek misiniz? Bu soruna bu mantıkla çözüm getiren bir zihniyet Türkiye’yi planlayamazda başarıya götüremezde.’’

Çiftçi domatesi pazardan alır oldu.

Tarım alanında yeterli desteklemelerin olmadığını dile getiren CHP Gaziantep Millet Vekili Mehmet Şeker ‘’ eskiden dünyada tarım alanında kendine yetebilen 7 ülkeden biriydik. Bu gün domatesten ete kadar birçok ürünü hem tarımda hem de hayvancılıkta dışarıdan ithal eder duruma geldik. Eskiden tarlalarımızda üretilen ürün varken bu gün çiftçilerimiz desteklenmeyince tarlalarımız ekilemez duruma geldi. Çiftçilerimiz domatesi bile pazardan yoğurdu marketten alır duruma geldi. Çünkü aldığı kredileri ödeyemez borç batağından kurtulamaz durma geldi. Şimdi siz ekonomide istikrar var diyorsunuz. Ekonomideki istikrar neyin istikrarıdır. Yoksulluğun mu? Borç batağının mı? Gelir adaletsizliğinin mi? İşsizliğin mi? Eğitimdeki gerilemenin mi? Neyin istikrarından söz ediyorsunuz’’ diyerek tepkisini dile getirdi.