GAZİANTEP KENT KONSEYİ’NDE ARKEOLOJİ SÖYLEŞİLERİ BAŞLADI « GAZİANTEP RADYO ZEUGMA

30 Eylül 2026 - 15:19

GAZİANTEP KENT KONSEYİ’NDE ARKEOLOJİ SÖYLEŞİLERİ BAŞLADI

GAZİANTEP KENT KONSEYİ’NDE ARKEOLOJİ SÖYLEŞİLERİ BAŞLADI
Son Güncelleme :

30 Eylül 2026 - 14:14

-ARKEOLOG VE AKADEMİSYEN PROF. DR. FAHRİ IŞIK, “HİÇ HELLEN OLMAYAN ANADOLU’YA SAHİPLİK” KONFERANSI VERDİ

Arkeolog ve akademisyen Prof. Dr. Fahri Işık, Gaziantep Kent Konseyi’nde düzenlenen GAYA Arkeoloji Söyleşileri kapsamında düzenlenen “Hiç Hellen Olmayan Anadolu’ya Sahiplik” başlıklı konferansta, batı uygarlığını batı Anadolu’da yaratan uygarlığın Atinalı Hellenler değil Anadolulu Luviler olduğunu görüşünü anlatan konuşma yaptı.

2025 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün de sahibi olan Prof. Dr. Fahri Işık, adı eskiçağ bilimcileri tarafından “Birçok Hellen Kabilesinin Ülkesi” şeklinde çevrilerek dünyaya sanki bir Hellen kültür toprağı gibi anlatılan Perge, Side ve Aspendos gibi tanınmış antik kentlerin kimliğinin Pamfilya Anadolu Akdenizi’nde Luvi kökenli kabileler ülkesi başlığıyla Anadolulaştıran kitabında da anlattığı gibi, 19 yüzyılın başında Anadolu Yunan tarihinin ortaya atıldığı, yazıldığı süreçte arkeolojik kazıların olmadığını anımsattı.

Daha bilimsel kazıların başlamadığı dönemlerde batının Hellenlerin İsa’dan önce 5. yüzyılın başlarında Atina’da uydurulan mitoslarını, Anadolu’nun Yunanlaşması diye allayıp, pullayıp tarih diye anlatıldığını ifade eden Işık, “Kimse sormuyor arkeoloji ne güne duruyor diye. Son zamanlarda şunu gördüm ki; batı bilmek istemediği şeyler hakkında ya susuyor ya da konuyu çarpıtıyor” dedi.

Prof. Dr. Işık, dünyanın artık arkeolojinin ne kadar önemli bir bilim dalı olduğunu kavramaya başladığına dikkati çekerek, “Daha yeni yeni kavramaya başladık ki; gerçek tarihi arkeoloji yazar. Okunulan her şeyi tartışmak ve sorgulamak, gözden geçirmek lazım. Yaptığım çalışmalarda gördüm ki, batı Anadolu’ya Yunandan gelen hiçbir şey yok. Her şey Anadolu’nun geçmişinden gidiyor oraya. Kültür, sanat, tanrılara dek her şey Anadolulu. Bizim bütüncül bakmamız gerekiyor ki Anadolu’ya gerçek tarihi yazalım. 11. yüzyılda Yunan geldi, Anadolu yunan. Peki 12. yüzyılda ne vardı? Büyük Hitit vardı, Truva vardı. Daha öncesinde Çatal Höyük vardı. Daha Taş Tepeler yoktu. Ama onlar bile bana yetti. Yunan denilen o dönemdeki kültürün ve sanatın, yerli Anadolulu olduğunu görmemiz gerek. İonlar Luvi’dir. Aslolan köktür. Büyük resme bakınca, Göbeklitepe’den bütün dönemlere Roma dönemine kadar biçim değişmediyse, inanç değişmediyse halk nasıl değişir. Var mı Yunanistan’da böyle bir gelenek.”

Anadolu uygarlıkları arasında kültürde, sanatta hep bir bütünlük olduğunu belirterek “daha arkeoloji olmadan, tarihi, kültürü, gerçeği yazan bir bilim dalı olmadan, kazılar olmadan, uydurma mitoslara dayanıp tarih yazarsan sonun budur. Luviler Anadoluluydu. Luvi istilası yok. Eğer yazılı belge yoksa tarihi arkeoloji yazar. Nereye el attıysam orada Yunan yok. Biz Taş Tepeler’den beri aynı halkız. Onun bir halkasıyız.”

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.